kurmaca bunlar

Mart Defteri - 1 Mart

Yazı kategorisi: Mart Defteri by Enis Salih Reyhan Nisan 18th, 2008

1 Mart

Oktay Hoca günlük tutmamın iyi olacağını söyledi. Bunu herkes söyledi aslında. Utah’taki hocam da söylemişti. Ben de bu Mart’ta başladım işte.

Sevgili Mart Defteri,

Her ay için ayrı bir defter tutmayı düşündüğümden senin adın bu. Ne yazacağım şimdi?

Okulda her şey yolunda gidiyor. Evde bazen anneme kızıyorum, ama ev de fena değil. Türkiye’ye geldiğimiz için çok mutluyum Mart Defteri. Arkadaşlarım var burada. Beni seviyorlar. Orada da arkadaşlarım vardı, ama pek yakın değildik. Okuldaki çocuklar benimle alay ederdi hep. Biraz yavaş zekalı olduğum için tabii. Ben onlar kadar zeki değilim, ne yapayım? Burada ise sınıf arkadaşlarımla iyiyiz. Beni aralarına dahil ettiler. Necati, Ahmet ve Ramazan özellikle. Diğerleri de var tabii. İyi çocuklar Mart Defteri. Nereye gitseler, beni de götürüyorlar.

Burada derslerde biraz zorlanıyorum. İngilizcem iyi olduğu için beni Anadolu Lisesi’ne aldılar. Buradaki çocuklar zeki epeyce. Sınavla girilen bir okul burası. Bunların hepsi sınavı kazanıp gelmiş. Benim yavaşlığım derslerde biraz sorun oluşturuyor. Ama Oktay Hoca ve diğer hocalar, sağ olsunlar, yardımcı oluyorlar biraz.

Oktay Hoca rehber hocamız. İyi bir adam. Koyu renk camları olan gözlükler takıyor, yeşil gibi. Bu gözlüklerin daha büyüklerini Suzie’nin annesi takardı. Suzie de güzel kızdı ama. Beni pek sevmezdi. Beni hatırlıyor mudur acaba? Babası şapka takardı her zaman. Neyse, Oktay Hoca iyi biri. Bana anlamadığım bazı şeyleri anlatıyor. Aslında anlamadığım çok şey var.

Bazen çok komik şeyler söyler Oktay Hoca. Bir keresinde derste, “Çocuklar,” dedi, “erkek arkadaşlara söylüyorum, ayakta işemeyin. Bu ileride prostata neden oluyormuş.” Çok komik, değil mi Mart Defteri? Ben çok gülmüştüm. Ben zaten ayakta işemem gerçi. Neden bilmiyorum, hep klozete otururum. Ramazan çok gülüyor buna.

“Amerika’da işemeyi öğrenmedin mi oğlum?” diyor. Ben de gülüyorum. Türkiye’deki çocuklar ayakta işemeye çok meraklı. Gerçi her yerde böyle herhalde. Babam da sevmez benim gibi.

Babam iyi adamdır. Bugün okul çıkışında dükkana uğradım. Para isteyince yine kızdı biraz. Ama yine de verdi. Çok para harcıyormuşum.

“Ne yapıyorsun Tahir bu kadar parayı?” dedi ve elini kocaman göbeğinin üzerine koydu. Babamın göbeği çok iridir. Birayı çok içer, ondan oldu.

“Baba arkadaşlarla geziyoruz işte. Harcanıyor.” dedim.

“İyi, iyi. Al bakalım. Ama biraz dikkat et oğlum.” dedi o da.

Harcıyorum parayı çok. Harcanıyor bir şekilde. Aslında babamın parası var. Kazancı iyi yani. Dedem beyaz eşya bayii ve babam da onun yanında çalışıyor. Dükkanın yeri falan güzel. Ama babam zamanında çok sıkıntı çektiği için harcamaktan korkuyor biraz. O kadar kusur kadı kızında da olur, değil mi Mart Defteri?

Arada ben de oturuyorum dükkanda. Ama babam işlere pek karıştırmıyor beni. Ben okuyacakmışım. Okuyorum işte. Necati’nin dediği gibi “Oku oku adam ol, cennete git.” Hepimiz adam olacağız. Necati iyi çocuktur. Bizim gruptaki diğer çocuklardan biraz farklıdır. Daha ciddi bir tip. Ama bana anlamadıklarımı en çok o açıklar.

Bir keresinde az kalsın kavga edecektik. Bana bir hayvanı anlatıyorlardı. Acur diye bir hayvan. Yeşilmiş ve çok hızlı hareket ediyormuş. Ben de “Çekirge olmasın?” dedim. Değilmiş meğer. Çocuklar güldü.

Ama Necati gülmedi. “Salaksın oğlum sen!” dedi bana.

“Sensin salak!” dedim ve bir tane vurdum ona. Salak denmesine sinir oluyorum. Ama sonra barıştık. Aslında genelde böyle şeyler söylemez. İyi çocuktur. Biraz kızdı o zaman. Neye kızdığını bilmiyorum. Belki bir sorunu vardı.

Neyse, yarın sinemaya gideceğiz. Babamdan parayı o yüzden aldım. Sinemayı pek sevmem aslında. Ama çocuklarla beraber bir şeyler yapmak hoşuma gidiyor. Film izlemeyi sevmiyorum özellikle. Sıkıcı bir iş. Ama çocuklar, özellikle Ahmet hastası. Aslında hepsi seviyorlar.

Ben futbolu çok izlerim Mart Defteri. Çizgi film izlemeyi de severim. Film olmadığı sürece televizyonda ne varsa izleyebilirim aslında.

Sinemada patlamış mısır yemeyi seviyorum. Bazı filmler güzel oluyor aslında. Ama bizimkiler benim seveceğim filmlere gitmezler pek. Sinemadan sonra da bir yerlerde otururuz belki. Güzel bir gün olur herhalde.

Ne çok yazmışım. Ama elim alışık yazmaya. Okulda en iyi ben not tutarım. Bazı derslerde yazacak o kadar çok şey olur ki, sağ elim ağrımaya başlar.

Günlük tutmak güzelmiş. Senin de hoşuna gitti mi Mart Defteri? Gitmiştir. Güzel bir deftersin sen. Diğer defterlerin arasında seni görünce hemen aldım. Yeşil kapağınla falan, harikasın.

Biz küçükken defterler bu kadar güzel değildi. Sonra ne güzelleri yapıldı. Senin gibi. Seni çocuklara göstermek ve yazdıklarımı okutmak isterdim. Ama yapmam. Ne bileyim, benim yazdıklarım çok güzel değildir herhalde. Bizim çocuklara komik gelir. Gerçi onlara her şey komik geliyor ya.

Oktay Hoca’ya okutsam ne derdi acaba? O Türk Dili hocası. Benim yazdıklarımı basit bulurdu herhalde. Ama günlük tutmaya başladığımı söyleyeceğim ona. Sözünü dinlediğimi bilmesini isterim.

7 Responses to 'Mart Defteri - 1 Mart'

Subscribe to comments with RSS or Geri İzleme to 'Mart Defteri - 1 Mart'.

  1. Zeynep said, on Nisan 23rd, 2008 at 6:40 pm

    Hayırlı olsun mart defterinin ilk sayfası…çok basit bir dille anlatıyor olmanı zaten hep çok severdim, şimdi de çok hoşuma gitti…

    gözüme takılan tek bişey oldu, o da bi yerde babasından bahsederken ‘o kadar kusur kadı kızında da olur’ demesi…hem küçük hem de Amerikadan yeni gelmiş bi ufaklık için biraz ‘ağdalı’ geldi bana…

    ellerine sağlık!!

  2. Enis Salih Reyhan said, on Nisan 23rd, 2008 at 7:08 pm

    Teşekkür ederim Zeynep.

    Kadı kızı meselesi doğru. Belki annesinden falan duyduğunu eklemek gerekir.

  3. kuthan said, on Nisan 25th, 2008 at 11:11 pm

    samimiyet duygusu uyandırdı bende.Akıcı ve sade.Başarılar dilerim.

  4. Enis Salih Reyhan said, on Nisan 25th, 2008 at 11:13 pm

    Çok teşekkür ederim kuthan. Umarım geri kalanını da beğenirsin. Hoş geldin.

  5. Enis Salih Reyhan said, on Nisan 26th, 2008 at 12:04 am

    Hey, bunu bir Türkçe öğretmeninden duymak ayrıca mutluluk verici.

  6. farkyeri said, on Mayıs 7th, 2008 at 1:12 am

    İlk sayfasından bağladı beni… Zincirleme anlatımlarla, Tahir hakkında şimdiden çok şey öğrendim. Oldukça akıcı.

    Diğer sayfaları da okuyacağım, dağıtmadan.

    Dileklerinizin gerçekleşmesi dileğimle…

  7. Enis Salih Reyhan said, on Mayıs 7th, 2008 at 1:49 am

    Çok teşekkür ederim farkyeri. Dilerim diğer bölümleri de beğenirsiniz. İlk taslak olduğunu unutmamanızı rica ediyorum.

Leave a Reply