Mart Defteri - 7 Mart
7 Mart
Merhaba. Öyle duruyorsun masanın üzerinde Mart Defteri. Nasılsın, neler yapıyorsun diye sormamın bir anlamı yok herhalde. Ben iyiyim. Biraz kafam karışık. Aslında çok canım sıkkın.
Necati’yi aradım bugün. Pazar günleri pek çıkmaz dışarıya. Ama bu kez çıktı. Bir yerlerde oturduk. Çay falan içtik. Ramazan’la Ahmet’e de söylemeyi düşünüyordum, ama Necati istemedi. Bana çok ilginç şeyler söyledi Mart Defteri. Sana anlattığımda sen de şaşıracaksın. Sonraki söyleyeceklerime daha da çok şaşıracaksın. Ben şaşırdım şahsen.
Başta fazla konuşacak bir şey bulamadık. Sonra en sonunda ben sordum: “Necati?”
“Evet?” “Efendim” anlamında böyle “evet” der genelde.
“Sen bize küstün mü?”
Birden güldü. Yüzüme baktı, kafasını salladı. “Anlamıyorsun değil mi Tahir?” dedi.
“Neyi anlamıyorum?”
“Hayır.” dedi, “Küsmedim. Sana küsmedim. Aslında kimseye küsmedim.”
“Öyleyse neden bizimle takılmıyorsun?”
Biraz düşündü. Oturduğumuz yer kalabalık bir yerdi. Kızılay’da bir kafede oturuyorduk. Önünden sürekli birileri geçiyordu. Müzik de vardı, ama insanların konuşmalarının uğultusundan duyulmuyordu pek. Geçen insanlara baktı biraz. Sonra sanki yan masadakilerin konuşmalarımızı duyup duymadığını anlamak ister gibi onlara baktı.
“Ben,” dedi dikkatle, sanki yanlış bir şey söylemekten çekiniyormuş gibi, “kendimi düşünmeye karar verdim.”
“Nasıl yani?”
“Bak Tahir. Derslerim kötü. Sizinkiler de kötü. Böyle gidersek mahvolacağız. Ayrıca benim yokluğumu hissetmezsiniz.”
“Niye hissetmeyelim Neco? Hissediyorum ben.” Meğer ne diyormuşum da haberim yokmuş, Mart Defteri.
Tekrar düşündü uzun uzun. En sonunda, “Tahir, diğerleriyle ilgili sana söylemem gereken bir şey var.”
“Tamam, söyle.”
“Ama kimseye söylemeyeceksin.” dedi. Kaşının biri aşağı doğru çatıldı. Necati’nin kaşları birbirlerinde bağımsız hareket eder gibidir. Bazen biri kalkar, bazen biri iner. Garip kaşları var.
“Tamam, söz. İzci sözü.”
“Özellikle Ramazan’a veya Ahmet’e… Tamam mı?”
“Tamam.”
Yine düşündü sonra uzun uzun. Yüzüme benden bir cevap veya cesaret bekler gibi baktı. Sanki söyleyeceği şeyi anlayıp benim söylememi istiyor gibiydi. Yine yan masadakilere baktı sonra. Duyarlarsa çok kötü olurmuş gibi. “Çocuklar…” dedi en sonunda, “Ramazan’la Ahmet…”
“Ne olmuş?”
Kollarını iki yana açtı. “Seni kullanıyorlar, anlamıyor musun? Paranı yiyorlar.” Sonra rahatlamış gibi bir nefes bıraktı, kollarını indirdi.
Çok şaşırdım Mart Defteri. Necati’nin böyle düşündüğünü hiç bilmiyordum. Bizim çocukların beni kullandığını düşünüyormuş! Düşünebiliyor musun Mart Defteri? Ramazan’la Ahmet hem de! Şaşırdım, çok şaşırdım. Ama sonradan bunu söylemesinin sebebini anladım tabii. O anda çok şaşırdım ve bozuldum ama. Ramazan’la Ahmet… Düşünebiliyor musun? En yakın arkadaşlarım. Beni kullanıyorlar. Hem de para için. Olacak şey mi?
“Saçmalama Necati!” dedim.
Güldü. “Sana defalarca anlatmaya çalıştım. Onları vazgeçirmeye çalıştım. Ama işe yaramadı hiçbiri. Bak, Tahir, onlar seni paran için kullanıyorlar. Seni sevdikleri falan yok. Senin arkadaşın bile değiller.”
İnanamıyorum Mart Defteri ya. Bana söylediği şeylere bak. Tabii hemen kalktım masadan. Kendisi bizi bırakmış olabilir, ama arkadaşlarım için böyle sözler söylemesine dayanamazdım doğrusu.
“Necati?” dedim ayakta durduğum yerde.
“Evet?” dedi sakince.
“Bunu senden hiç beklemezdim.”
Güldü. Güldü Mart Defteri. Düşünebiliyor musun? Hem böyle bir şey söylüyor, hem de utanmadan gülüyor. Sonra çektim gittim oradan. Arkama bile bakmadım.
Bu yüzden kafam karışık Mart Defteri. Necati’yi böyle değiştiren ne oldu ki? Neden arkadaşları hakkında böyle şeyler söylüyor? İnsanda biraz utanma olur, değil mi? Ondan hiç beklemezdim Mart Defteri. Herkesten beklerdim, ama ondan beklemezdim.
İşte böyle. Anlayacağın biraz canım sıkkın. Sonra eve gittim, biraz oturdum. Ama yerimde duramadım doğrusu. Ramazan’ı aradım. Onlar da Ahmet’le dışarıdalarmış. Beni de çağırdılar, gittim.
Durumu onlara anlattım baştan sona. Ne kadar canımın sıkkın olduğunu söyledim.
“Tahir-men. Canını sıkma. Necati adam değildi zaten.” dedi.
“Ben anlamamıştım bunu.” dedim.
Ahmet gülüyordu. Ramazan dedi ki, “Sana bir sır vereyim o zaman.” dedi, “Necati’nin sırrına karşılık bir sır.”
“Ver.”
“O şarkıyı Necati yazmıştı.”
Beynimden vurulmuşa döndüm. Düşünebiliyor musun Mart Defteri? Meğer koynumda yılan beslemişim. Şu Necati ne adi çocukmuş meğer.
“Niye ki?” dedim.
“Senin aptal olduğunu herkese anlatmak için. O sana aptal derdi hep.”
Mart Defteri, ölsem daha iyiydi. Çok canım sıkıldı, çok. İşte böyle. İnsan kimin ne olduğunu bilemiyor şu hayatta. İnsan kime güveneceğini bilemiyor. Kimin dost, kimin düşman olduğu ne kadar belirsiz, değil mi Mart Defteri?
Keşke, diyorum şimdi, Necati’yi baştan tanısaymışım. Bu kadar bozulmazdım belki. Ama bütün olanlardan sonra, Necati’nin gruptan ayrıldığına memnun oldum. Yoksa benim küsmem gerekecekti. Bu da pek sevmediğim bir davranış.
Neyse, senin de canını sıktım Mart Defteri. Beni düşünme. En azından hala arkadaşlarım var. Beni düşünme. Ben fazla düşünmüyorum.
Tek düşündüğüm, Necati’yle geçirdiğim güzel zamanlar. Nasıl da tanıyamamışım onu? Ben o şarkıdan dolayı acılar çekip, kıvranırken; o kıs kıs gülüyormuş meğer. Benim arkamdan alaylar ediyormuş. Hayat çok zor Mart Defteri, çok zor.


Eveeet. Dogru söyleyen dokuz köyden kovulur diye boşuna söylememiş atalarımız. Hepimizin benzer durumlar başına gelir ama çoğumuz Necatinin yaptığını yapma cesaretimiz yoktur.
Haklısınız. Necati’nin yaptığını herkes yapamaz. Yapanlar da böyle sonuçlarla karşılaşabiliyor. Maalesef.
http://mavianne.blogcu.com/14258811/
İZNİNİ ALMADIM AMA SAYFANI bloğumda tanıttım
Umarım kızmazsın :)
Başarılar
Ne kızması yahu! Çok memnun oldum.
7 martta kızdım ben Tahir’e
Söz verdi Necati’ye kimseye söylememek için özellikle Ahmet ve Ramazan’a ve gitti onlara söyledi. ben necati’ye inanıyorum.
Yazık saf ve temiz tahir inanmadı dostu sandıklarının ona kötülük yapacaklarına
Olan Tahir’e ve iftiraya uğrayan Necati’ye olacak.
ne kadar çok kötü niyetli insan var çevremizde, birileri bunu yüzümüze söyleyince kondurmuyoruz.
Tecrübe ile sabit oluyor çoğu kez bu durumlar ama, özür dileyerek söylüyorum; kazık yemedikçe de anlayamıyor insan . 8 Martı 4 gözle bekliyorum :)
Harika. Beğendiğine çok sevindim mavianne. 8 Mart biraz geciktiği için herkesten özür dilerim. An itibariyle çalışıyorum.
enis salih bey,
sayfamda romanınıza yapılan yorumları okumanızı tavsiye ediorum
çok güzeller :)
Gerçekten güzeller mavianne, çok teşekkür ederim. Çavdar Tarlasında Çocuklar’a benzetmiş biri romanımı. Gurur verici.
yaaa gerçekten tahir çok saffff.. bak şuna yaa necatiye deilde diğerlerine inanıo bide sölüo ya izci sözünün ardından.. nasıl canım sıkıldı yaa:((