kurmaca bunlar

Mart Defteri - 8 Mart

Yazı kategorisi: Mart Defteri by Enis Salih Reyhan Nisan 25th, 2008

8 Mart

Bugün okulda Necati’yi gördüm. Hiç yüz vermedim Mart Defteri. Hak etti bunu o. Bana selam verdi, ama ben kafamı çevirip gittim. Ama sana anlatacağım başka şeyler var. Kafamın karışıklığıyla ilgili özellikle.

Arada Oktay Hoca’yla konuşurum ben. Bu sabah da biraz konuştum onunla. Kafamı karıştırdı. Bana çok garip bir şey söyledi. Doğrusu hiç aklıma yatmadı, ama düşüneceğim bunu.

Ona olanları anlattım. Bana gülümseyerek baktı.

“Peki,” dedi, “Necati’yle konuşmuyor musun?”

“Konuşmuyorum hocam.”

Öne doğru eğildi öğretmenler odasındaki masanın arkasından, “Ya doğru söylüyorsa?” dedi.

Kafam karıştı. Nasıl yani? Öyle dedim zaten. “Nasıl yani hocam?”

“Arkadaşlarından emin misin?”

Anlamadım. Oktay Hoca gözlüğünü düzeltti işaret parmağıyla ve bana baktı. “Sana bir deneme yapmanı tavsiye ediyorum Tahir.” dedi, “Bakalım ne sonuç çıkacak?”

“Nasıl bir deneme hocam?”

“Bundan sonra arkadaşlarına paran olmadığını söyle bakalım, ne olacak?” dedi gülümseyerek.

“Nasıl yani hocam?”

“Yani param yok diyeceksin. Bu kadar basit.”

“Ama yalan olmaz mı hocam?” diye sordum. Çok şaşırdım Mart Defteri. Oktay Hoca bana yalan söylememi tavsiye ediyor. Hem de arkadaşlarıma. Bunu yapabillir miyim Mart Defteri.

“Yalan olur. Ama daha önemli bir amacın var şu anda.” dedi bana Oktay Hoca. Ne kadar esmer bir adam.

Öğleden sonra dersimiz yoktu. Ramazan ve Ahmet’le biraz dışarıda takıldık. Bir yerde oturup bir şeyler içtik. Ama hava bozmaya başladı dün akşamdan beri. Bu yüzden içeride oturduk. Biraz üşüten bir hava var. Hava raporlarına bakılırsa, yakında yağmur da geliyormuş.

Kafede otururken Ramazan dedi ki, “Tahir-men, hala Necati’yi mi düşünüyorsun?”

Fark ettim ki, kara kara düşünüyormuşum. “Evet.” dedim.

“Ne düşünüyorsun oğlum ya? Gitti adam işte.”

Omzumu silktim. “Düşünüyorum işte. Elimde değil. Bir süre sonra geçer herhalde.”

Ahmet yine arkasına doğru kaykılmış oturuyordu. Öne eğildi. Masaya dirseklerini dayadı. Çevreye bakarak, sanki önemsemezmiş gibi, “Çok kafana takıyorsun.” dedi. “Ben de severdim Neco’yu, ama görüyorsun ki fazla düşünmemizin bir anlamı yokmuş. Adam sattı bizi.”

Bence de öyle. Aslında çok kızgınım Mart Defteri. Ama kafamdan çıkaramıyorum bir türlü. Sonra biraz daha muhabbet ettik.

Hesabı ödeme zamanı gelince, Oktay Hoca’nın söylediği aklıma geldi. “Bende para yok, sizde var mı?” dedim.

İkisi birden bana baktılar. “Yok mu?” dedi Ramazan.

“Yok.”

Güldü. “Lan Tahir-men, şakanın sırası değil oğlum. Hadi ödesene. Bizde para yok.”

Garson ayakta duruyordu. Tartıştığımızı görünce, uzaklaştı. Daha sonra gelip almaya karar verdi herhalde.

“Bende de yok.” dedim. Bu işin sonunun nereye varacağını hiç bilmiyordum doğrusu. Masada öylece oturduk bir süre. İkisi bana baktılar. Hava da hafiften kararmıştı. Sanki kafeye bir hüzün çökmüştü.

“Ne yaptın parayı?” dedi Ahmet.

“Babam bugün para vermedi.” dedim. Ama yalan söylediğim çok belliydi. Biraz da utanıyordum açıkçası.

“Çıkar cüzdanını.” dedi Ramazan birden. Ciddileşmişti.

“Yok dedim ya.” dedim.

“Cüzdanına bakalım o zaman. İnanmıyorum sana.”

“Yok işte.”

Ahmet cüzdanını çıkardı. “Tamam, bu sefer ben öderim.” dedi. “Bu para bana lazımdı, ama olsun. Bu sefer ben öderim.”

Çok utandım Mart Defteri. Onun ihtiyacı olan bir parayı harcamasına sebep oldum. Ama Oktay Hoca’nın sözünü dinlemek daha önemliydi doğrusu. Bunu kaç kere daha yapabilirim bilmiyorum doğrusu.

Neyse, Ahmet ödedi hesabı. Çıktık. Sonra yolda giderken, bir takın üzerine asılmış bir pankart gördüm. “Kadınlar Gününüz Kutlu Olsun.” Bugün kadınlar günüydü Mart Defteri! Bu yüzden anneme bir çiçek almaya karar verdim. Ama çocukların yanında alamazdım tabii.

Onlar gidince bir demet nergis aldım ve anneme getirdim. Annem çok mutlu oldu. “Kadınlar günün kutlu olsun anne.” dedim.

“Canım benim. Nereden de aklına geldi?”

“Geldi işte.”

“Paran vardı demek ki.” dedi ve güldü.

“Vardı.”

Öptü beni. Çok mutlu oldu Mart Defteri. Arada insan böyle şeyler yapmalı herhalde, değil mi?

Annemi mutlu etmek çok kolaydır. İki tane tatlı söz söylesen günü mutlu geçer. Genelde evde olduğu için biraz sıkılıyor. Bazen konuşmaya çok ihtiyacı oluyor. Bu yüzden bazen çok konuşur. Babamla ben de biraz rahatsız oluruz genelde. Fazla umursamayız onu.

İyi kadındır annem. Komşularıyla falan arası iyidir. Amerika’da pek mutlu değildi. Buraya geldikten sonra, komşularıyla çok güzel ilişkileri oldu. Annemi çok seviyorlar. Annem de onları seviyor.

Çok güzel yemek yapar sonra. Bir tatlı yapar, parmaklarını yersin. Bütün komşular arasında meşhurdur tatlıları.

Neyse. Çok uzattım. Kısaca annem mutlu oldu. Ben de mutlu oldum.

Bu para olmaması işini ne kadar devam ettirebileceğimi bilemiyorum. Bir gün Ramazan’ın kızmasından korkuyorum. Bana inanmıyor ve haklı. Yalan söylüyorum işte düpedüz.

Ayrıca Necati’yle de görüşmediğimize üzgünüm biraz. Eskiden iyi bir ilişkimiz vardı. Arada bana “salak” falan derdi, ama aslında iyiydi. Nasıl bu kadar yanılmış olabilirim Mart Defteri, nasıl?

One Response to 'Mart Defteri - 8 Mart'

Subscribe to comments with RSS or Geri İzleme to 'Mart Defteri - 8 Mart'.

  1. öznur said, on Mayıs 2nd, 2008 at 1:11 am

    e ne zaman anlıcak daha bu çocuk gerçekleri
    gerçekten çok akıcı.. tşk bu kadar samimi yazdığınız için..

Leave a Reply