kurmaca bunlar

Mart Defteri - 11 Mart

Yazı kategorisi: Mart Defteri by Enis Salih Reyhan Nisan 28th, 2008

11 Mart

Bugün çok kötü bir gün Mart Defteri. Ramazan garip bir şey söyledi. Ne anlamam gerektiğini bilmiyorum. Aslında benimle ilgili olduğundan bile emin değilim. Ama Oktay Hoca’yla konuştum işte. Söyledikleri pek güzel değil. Olanlar bunlar. Anlatayım.

Öğle tatilinde bir şeyler yiyecektik. Ramazan paramın olup olmadığını sordu.

“Yok.” dedim.

Ahmet dedi ki, “Bırak Ramazan ya. Biz kendi paramızı harcarız.”

Ramazan eğilip Ahmet’in kulağına bir şeyler dedi. Ben de duydum. Dediğinin benimle ilgili olduğundan emin değilim. Şöyle dedi: “Abi bu herif uyandı ya.”

Kafam karıştı Mart Defteri. Bunu neyle ilgili söyledi? Para konusuyla mı ilgili? Benden mi bahsediyordu? Yoksa kızdığı için mi öyle dedi? “Uyandı” derken ne kastetti? Türkçem de o kadar iyi değil.

Neyse, bunu sonra anladım gibi. Oktay Hoca’yla konuştum biraz. Benimle ilgili olduğunu söyledi sayılır. Kafam karıştı doğrusu.

Gittim öğretmenler odasına. “Hocam merhaba.” dedim çekinerek kapıdan.

“Merhaba Tahir. Gel bakalım.”

“Sizinle bir şeyler konuşmak istiyordum.”

“Gel, gel.” dedi ve yanındaki boş sandalyeye elini vurdu.

Girdim içeriye. Odada diğer hocalar da vardı. O yüzden biraz çekindim doğrusu. Yanındaki sandalyeye oturdum.

“Ne konuşacaktın bakalım?” dedi. Önünde kağıtlar, dosyalar falan vardı. Hepsini biraz ileriye itti benimle konuşurken.

Öğretmenler odası bana hep bir şirketin toplantı odası gibi gelir. Bütün yönetim kurulunun toplandığı yer. Hep de loştur nedense.

“Şey, hocam… Şu deneme meselesi.”

“Param yok, dedin. Ne oldu?”

“Ramazan biraz kızdı hocam, yalan söylüyorum diye. Pek paraları olmuyor genelde. O yüzden benim harcamam gerekiyor çoğunlukla.”

Güldü Oktay Hoca. Gözlüğünü çıkardı ve masanın üzerinde duran güderi parçasına sildi. Sonra taktı yerine tekrar ve bana baktı.

“Oğlum, Tahir.” dedi, “Arkadaşlarının seninle neden birlikte olduklarını anlaman gerekir. Bu deneyi bunun için yaptık. Eğer sana kızdılarsa bu iyiye işaret değil.”

“Yani hocam?”

“Başka bir şey oldu mu? Bir şey dediler mi sana paran olmayınca?”

“Pek demediler. Yalnız az önce Ramazan bir şey dedi. Onu anlayamadım. ‘Uyandı herif.” falan gibi bir şey dedi. Ne demek bu hocam?”

Elini omzuma koydu. “Oğlum,” dedi, “arkadaşlarını seviyorsun, bunu anlıyorum. Ama senin arkadaşların, seninle paran için birlikte oluyorlar.”

Görüyor musun Mart Defteri? O da aynı şeyi söyledi. Necati de böyle demişti.

“Nereden anladınız hocam?”

Güldü. “Anlamak zor değil. Önemli olan onlarla aranı bozmadan bu işten nasıl kurtulacağın.”

Kafamı kaşıdım. “Ama hocam, Ramazan’la Ahmet böyle şeyler yapmazlar bence. Biz arkadaşız.”

“Tahir, insan bazen arkadaşlarını doğru seçemeyebilir. Hepimizin sevilmeye ihtiyacı vardır. Bizi sevdiğini söyleyen insanlara hemen kaptırabiliriz bazen kendimizi. Sana bunları arkadaşlarınla kötü ol, diye söylemiyorum. Sadece onlarla ilişkini biraz değiştirmen gerekiyor.”

“Nasıl davranmalıyım hocam?” Kafam çok karışıktı. Ramazan’la Ahmet beni param için seviyorlardı. Beni sevmiyorlardı yani. Necati ise beni sırtımdan vurmuştu. Hiç arkadaşım yoktu benim.

“Onları kırmadan uzaklaştır kendini.”

“Nasıl mesela hocam?”

“Mesela beraber bir yere gitmek istedikleri zaman bir bahane uydur bir süre. Bir müddet beraber olmazsan onlarla, zaten anlarlar.”

Biraz düşündüm. Şimdi ne diyecektim ona? Söyleyecek bir söz düşünürken, ne oldu biliyor musun? Çok utanıyorum söylemeye, ama ağladım. Evet, ağladım. Gözümden yaşlar boşandı birden. O kadar üzülmüş hissetmiyordum sanki kendimi. Kafam bomboştu. Ama gözümden boşanan yaşlara engel olamıyordum.

Oktay Hoca cebinden bir kağıt mendil çıkardı ve bana verdi.

“Ağla oğlum.” dedi, “Rahatlarsın.”

Birkaç dakika ağladım. Sonra geçti. Diğer hocalar da merak ettiler ne olduğunu, ama sormadılar. Belki de anladılar. Belki benim dünyada yapayalnız biri olduğumu biliyorlardı. Tahmin ediyorlardı belki baştan beri böyle olacağını.

Ne yapacağım Mart Defteri? Kimsem yok artık. Kiminle konuşacağım? Sınıfta başkaları da var, biliyorum, ama hiçbirini o kadar sevmiyorum. Ne yapacağım?

Akşam annem anladı bir şeylerin ters gittiğini. Sordu soruşturdu, ama hiç cevap vermedim. Odaya girip uzun uzun düşündüm. Bir ara sigara bulup içmeyi de düşündüm. Uzun süre sana da anlatmakta tereddüt ettim Mart Defteri. Ama anlattım işte.

İnsan parası olduğu için biriyle yakın arkadaş olabilir mi? Bunu anlamıyorum ki. Onların da parası vardı her zaman da, bana yalan mı söylüyorlardı? Eğer öyleyse, onlar çok kötü insanlar demektir, değil mi? O kadar kötü görünmüyorlardı. Meğer ne ikiyüzlü insanlarmış. Ne kadar yanılmışım.

İnsanın bu kadar yanılması mümkün mü Mart Defteri? Demek ki mümkünmüş. Demek ki Necati’den sonra, Ramazan’la Ahmet de yok artık. Demek ki kimsem yok artık.

Benim arkadaşım yok artık. Sen bunun ne demek olduğunu bilemezsin. Çünkü senin bir arkadaşın var. Ben varım. Seni bırakmam hiçbir zaman.

Onlardan nefret ediyorum. Kimsem yok ve kimseye ihtiyacım da yok. Ben kendime yetebilirim, değil mi? Bir de sen varsın işte. Geriye bir tek sen kaldın. Sen de olmasan ne yapardım?

7 Responses to 'Mart Defteri - 11 Mart'

Subscribe to comments with RSS or Geri İzleme to 'Mart Defteri - 11 Mart'.

  1. Mehmet said, on Nisan 28th, 2008 at 6:15 pm

    Tahir’in Necati’nin doğru insan olduğunu HENÜZ fark etmemiş olması bence iyi bir ayrıntı olmuş. Romanın duygusal havası yeterli dozda ve fakat bundan sonrası için, mizah öğelerinin yeniden ağırlıklı olması hoş olur gibi geliyor.

  2. Enis Salih Reyhan said, on Nisan 28th, 2008 at 6:23 pm

    Mizah öğelerini koymayı ben de çok istiyorum. Ama takdir edeceğiniz gibi, bu bölüm pek uygun değildi.

  3. Hümeyra said, on Nisan 28th, 2008 at 7:00 pm

    Nedense gençler için en önemli şey arkadaşlık. Gerçi bizim içinde arkadaşlık çok önemli ama insan yaşı ilerledikce arkadaşlıkla dostluğu ayırt edebiliyor. Tahire ve tüm gençlere hayırlı arkadaşlar dilerim.Size de başarılar.

  4. Enis Salih Reyhan said, on Nisan 28th, 2008 at 7:03 pm

    Haklısınız.

  5. mavianne said, on Nisan 29th, 2008 at 11:40 am

    Haklısın Tahir’in hikayesi albinolu çocukla ilgiliydi, atlamışım yorumu yazarken,
    Ağlaması ne kadar saf olduğunun duygusal bir insan olmadının göstergesi,
    Sahiden de hiç ummadığı yerden bir darbe yiğince insan gözyaşlarına sığınıyor,
    Grçek dostlar bulmasını diliyorum Tahir’in,
    Ben Tahir’in aile haaytını da merak ettim,
    Annesi ev hanımı babası ne iş yapıyordu? hatırlayamadım,
    Kardeşi yok sanırım,
    Akrabalarından hiç bahsetmedi
    Amerika’ya neden gitmişler?
    Orada ne yapıyormuş babası?
    belki de ayrıntılarda vardı ama ben şimdi hatırlayamadım tüm bunları
    Merakla okuyorum hergün
    sana başarılar

  6. Enis Salih Reyhan said, on Nisan 29th, 2008 at 4:49 pm

    Teşekkür ederim Mavianne.

    Bu ayrıntılardan bahsetmeyi düşündüm aslında, bazılarından bahsettim de. Bunlara daha fazla değinmek istiyordum başlangıçta, sonra nedense böyle gelişti. Zaman içinde aralara bu konuları serpiştirmeyi düşünüyorum şimdi.

    Bunların eksik olduğunun farkındayım. Bu online bir roman olduğu için, yani okurlar tek solukta okumadıkları için, konu dışına çıkarsam okurun sıkılacağından korkuyorum. Ama okur bu konuda güvence verdiğine göre, artık bu ayrıntılara girmenin zamanı geldi demek ki.

  7. öznur said, on Mayıs 2nd, 2008 at 1:44 am

    ama arkadaştan böle davranışlarda görmek insanı çok kötü etkilio:( kendimden biliorum.. çok güzel olmuşş

Leave a Reply