Mart Defteri - 20 Mart
20 Mart
Bugün Kerim’le ilgili bir şey öğrendim Mart Defteri. Üzgünüm biraz. Aslında söz vermiştim, ama doğrusu memnunum yine de durumdan.
Necati’yle görüştük bugün bir ara. Beni aradı. Dışarıda buluştuk ve bir kafede oturduk. Havadan sudan konuştuk önce. Anlayacağın aramız iyi şimdilik. İbrahim de yanımızdaydı. Onunla da bir iki laf ettik. İbrahim’i de sevdim.
Necati’ye şu ilaç meselesini sözümü bozmadan nasıl anlattıracağımı düşünüyordum. Bir yolunu buldum sonunda.
“Necati?” dedim.
“Evet?”
“Ya şöyle zekayı geliştiren bir ilaç olsa, değil mi? Benim için çok iyi olurdu. Sence var mıdır öyle bir ilaç?”
Güldü. İbrahim de güldü. “Yok Ernie. Öyle bir ilaç geliştiremediler henüz.” dedi Necati.
“Emin misin? Yan etkisi falan olabilir belki.”
“Nereden aklına geldi şimdi bu?”
Ne diyeceğimi bilemedim bir an. Ama hemen toparladım. “Bir arkadaştan böyle bir şeyin olduğunu duydum.”
Ciddileşti Necati. Ben de şaşırdım bu kadar ciddi sormasına. Meğer sebebi varmış. “Kimden duydun?”
“Duydum işte birinden.”
“Ne dedi sana?”
Kendisinden bahsetmeden nasıl söyleyeceğimi düşündüm bunu. En sonunda anlatmaya karar verdim. Baştan sona, ama kendisinin ismini kullanmadan anlattım meseleyi. Anlayacağını biliyordum, ama anlamasında bir sakınca görmedim doğrusu.
Necati’yle İbrahim birbirlerine baktılar. En sonunda İbrahim bana dedi ki, “Bunu Kerim’den mi duydun?”
Söylemek istemiyordum Mart Defteri. Ama mecbur kaldım. Bana açıkça sordular. Söylemesem olmazdı, değil mi? Kendimi biraz kötü hissediyorum, ama söyledim.
“Evet.” dedim.
“Bunun gibi başka şeyler de anlattı mı?”
“Bir sürü. Çok şey biliyor o.”
İkisi de sustular. Necati İbrahim’in omzuna vurdu hafifçe. İbrahim birden kalktı. “Ben,” dedi, “biraz dolaşacağım. Hadi görüşürüz.”
“Görüşürüz İbrahim.” dedim ben.
Necati’yle ben kalınca, o bir süre düşündü sanki. Ben bu ilaç meselesini bana anlatacağını sanıyordum. Ama o bambaşka bir şey söyledi. Daha doğrusu sordu.
“Kerim sana neler anlattı başka?”
Anlattım aklıma gelenleri. Dikkatle dinledi Necati. Hiç bir şaşırma belirtisi göstermedi anlattıklarım karşısında. Ne tuhaf çocuk, diye düşündüm ben de. Meğer bir bildiği varmış.
Ben anlatmayı bitirince, bana baktı ve tek bir şey söyledi. “Bence Kerim’le görüşme sen artık.”
Şaşırdım. “Neden?”
Öne doğru eğildi. “Bak Ernie, sen iyi bir çocuksun. Aptal da değilsin. Çok şeye yabancısın bizim toplumumuzda.”
“Bence aptalım.”
“Öyle mi? O hikayeyi sen yazmadın mı? Zeki bir insanın yazdığı bir hikayeye benziyordu. İçinde flashback falan vardı.”
“O sadece bir hikaye.”
Kafasını salladı. Ondan sonra elini hafifçe kaldırarak şöyle dedi: “Ernie, sen akıllı bir adamsın. İnsanlara çok fazla güveniyorsun sadece. Aptal insanlardan bir farkın var. Sen bilmediğin için böylesin. Sana söylüyorum. Kerim’le görüş istersen, ama bil ki senin çok iyiliğini istemiyor.”
“Nasıl yani?”
“Sen birçok şeyi bilmediğin için seninle dalga geçiyor anlamıyor musun? Sana İtalyan mafyası market sahibi mantıklı geliyor mu? Düşün biraz. İnsanlar sana bir şey söylediğinde biraz düşün lütfen.”
Düşündüm Mart Defteri. Düşündüğüm şuydu: Aslında Kerim’in söylediklerinin hiçbiri kafama o kadar yatmamıştı. Hepsinde garip taraflar vardı. Bunları fark ettiğim halde üzerinde durmamıştım. Kerim’in bana yalan söylemesi için bir sebep olmadığını düşünmüştüm.
Ama bana yalan söylemesi çok saçma değil mi Mart Defteri? İnsan bu kadar gereksiz yalanları niye söyler ki? Neden söylemiş olabilir? Bunları düşündüm. Benim söylediklerinin yalan olduğunu anlamamamın nesi komik olabilir ki? Buna gerçekten gülüyor muydu?
Yani çok saçma değil mi Mart Defteri? Bir insanın bir şeyi bilmemesinin nesi komik olabilir ki? Bunu anlamıyorum.
“Yani yalan mı söylüyordu?” dedim.
Kafasını salladı. “Maalesef.”
“Ama neden Necati? Neden herkes yalan söylüyor? Anlamıyorum.”
Sıranın üzerinde duran elime vurdu. “Bunu kimse anlamıyor Ernie. Ben de anlamıyorum. Ama bu böyle. Kendini koruman gerek. İnsanlar yalan söylüyorlar. Bir de kendilerini çok iyi insanlar sanıyorlar.”
“Sen bana yalan söylemezsin değil mi Necati?”
Gülümsedi. “Söylemem.”
İşte böyle Mart Defteri. Yine biraz üzgünüm. Bu yalan meselesini anlayamıyorum. İnsanların benim sandığım kadar dürüst olmadığını anlamış oldum bugün. Bundan sonra insanların söylediklerini iyice düşünmem gerekecek herhalde.
Tabii bu konuşmadan sonra Kerim’e yüz vermedim. Beni aradı ve bir şeyler anlatmaya kalktı. Ama hiç cevap vermedim. Yürüdüm gittim.
Kime güveneceğimi bilemiyorum artık. Ne zaman neden yalan söylediklerini anlayamıyorum. En iyisi kimseye fazla güvenmemek galiba. Necati’nin söylediği sözlerin mantığıma yatmayan tarafı olmuyor genelde. Ona güvenebilirim sanırım.
Şarkıyı yazmış olmasına rağmen, onunla aramızın iyi olmasından memnunum. Bunun için benden bir kez özür dileseydi, çok mutlu olurdum. Neyse artık.
Farkında mısın Mart Defteri, üç haftada ne kadar çok olay oldu? Arkadaşlarımla inişli çıkışlı bir sürü ilişkim oldu. Kaç kişiye küstüm iki haftadır. Garip doğrusu.
Belki de en iyisi, az ve öz arkadaş sahibi olmaktır, ne dersin Mart Defteri? Ben herkesle iyi geçinmek istiyorum, ama herkes benimle iyi geçinmek istemiyor belli ki. Nedenini anlamıyorum, ama durum bu.


Evet iyi fikir, hikayelerinizi yayınlarsanız okuruz
neden olmasın.
Eski radyo dinleyicileri bilirler,
(arkası yarın)
vardı hergün aynı saatde,heyecanla beklerdik
ertesi günü.
sizin bu roman da bana aynı izlenimi uyandırdı,
sitenizin müptelası oldum,
heyecanla bekliyorum bugün ne yazmış yazarımız diyerekten,
Tahir’de artık birşeyler anlamaya başladı sanırım.
Tahir’in gönül gözü açılıyor mu ne :)
Necati ile dostluğuna devam edip biran önce o şarkıyı onun yazmadığını anlaması lazım artık
Tahirin başından geçenler bende hergün merakla beklenen hikayeler oldu
Tebrikler
Bu kadar akıcı ve sürükleyici yazılarınız için
21 Martı bekliyorum
iple çekiyorum